Hack2Escape’de uyguladığımız Problem Temelli Öğrenme nedir?

Siber güvenlik eğitiminde problem temelli öğrenme

Problem temelli öğrenme (Challenged Based Learning – CBL) ilk olarak 1969 yılında Kanada McMaster Üniversitesi’nde tıp eğitiminde uygulanmıştır ve ardından pek çok alanda başarılı çalışmalar yapılmıştır. Günümüzde Kanada, Amerika, Avustralya, İngiltere gibi pek çok ülkede sıklıkla kullanılan popüler bir eğitim tekniğidir.

Problem temelli öğrenme “aktif öğrenme” veya “yaşayarak öğrenme” olarak da adlandırılabilir ve eğitmen ile öğrencilerin karşılıklı olarak sorular sorması, tartışması, işbirliği yapması, gerçek hayatta karşılaşılabilecek durumları birlikte çözmesi, teorik olarak verilen eğitimin pratikte o an uygulanması, problemlerin kritik edilmesi, strateji belirlemesi, fikir geliştirmesi ve böylelikle karşılaşılabilecek durumlar/zorluklar hakkında bir çözüme ulaşabilmesidir.

Öğrenme sürecini hızlandırmakla kalmaz aynı zamanda kalıcı ve geniş çaplı bir etki bırakmasını da sağlar.

Öğrencilerin ele alınan konu hakkında daha derin düşünmesini ve bu sayede de bilgi edinmesini sağlayan problem temelli öğrenme geleneksel eğitim metodlarına göre daha etkilidir. Eğitim katılımcılarının araştırması, tartışması, sorunu veya çözümü değerlendirmesi hedeflenir.

Bir senaryo tabanında ilerlenen eğitimde, öğrenci ve eğitmen birlikte hareket eder. Eğitmen, öğrencilere gerçek hayatta karşılarına çıkabilecek durumlar üzerinden eğitim verir ve daha sonra uygulama aşamasında doğru yöntem veya yöntemleri tartışarak bulmalarına yardımcı olur. Böylece öğrencilerin mantık yürütmesi ve analiz etmesi, bilgiye doğru şekilde ulaşabilmesi, sorunları yorumlayabilmesi de sağlanır.

Konuları öğrencilere aktarıp öğrenmelerini beklemek yerine verilen senaryo üzerinden problem çözmeleri istendiğinden öğrenme süreci hızlı ve akılda kalıcı olurken eğitimler de daha akıcı ve ilgi çekici olur.

Öğrencilerin verilen bilgiyi sadece olduğu gibi aklında tutmaya çalışması değil, üzerinde düşünmesi, mantık yürütmesi, soru sorması ve tartışması, araştırması ve analiz etmesi gibi safhaları da içermesi nedeniyle klasik eğitimden oldukça farklı ve kalıcıdır.

Geleneksel yöntemlerde olduğu gibi öğretmen merkezli, kitapta yazılanların sözlü iletilmesinden ibaret, daima sınıfta yapılan, formal bir şekle sahip, düz mantık yürütülen bir eğitim değildir. Sıkıcı, bireysel temelli, öğretmenin bilgiyi aktardığı ve “anlayanın anladığı” bir eğitim de değildir.

Öğrencilerin kapasitelerini artırmayı da hedefleyen bir eğitim yaklaşımıdır.

Öğrenme ortamı bir “sınıf” değildir, bir labarotuvar ortamıdır.

Grup halinde çalışma yapıldığından öğrencilerin sosyal becerileri gelişir, motivasyonları artar.

Böylece eğitimler hem eğitmen hem de katılımcılar için daha zevkli ve verimli hale gelir.

Yaşam boyu öğrenme sağlanır, kitaplar ya da internetteki kaynaklardan edinilebilecek bilgilerin bir sınıf ortamında alınmasından farklıdır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*